DEMOKRASİ: Kendine Ait Bir Dünya Görüşüne Sahiptir

Demokrasi her türlü coğrafyada kullanılabilecek araçları olan bir sistem değil, aynı zamanda felsefi yönü olan bir yönetim biçimidir. Bu yüzden demokrasiyi yalnız bir araç olarak görmek en masum ifade ile saflık olacaktır.

Immanuel Kant tarafından ortaya atılan Aydınlanma Felsefesi demokrasinin ana öznel koşulunu oluşturur.

Aydınlanma, kısaca aklını kullanmamış kişinin aklını kullanmaya başlaması olarak tanımlanırken kastedilen dini referans alan kişinin aklını kullanmadığıdır. Kant’a göre aydınlanma ise, insanın kendi kabahati sonucu ortaya çıkan ergin olmama durumunu aşmasıdır. Ergin olmama, kişinin kendi anlama yeteneğini başkasının ( yani dinin, aşkın olanın ) yol göstericiliği olmadan kullanamaması demektir. Kendi kabahati olması da, bu ergin olmamanın, anlama yeteneğinin eksikliğinden değil, başkasının yol göstericiliği olmadan bu yeteneği kullanma kararlılığı ve cesareti eksikliğinden kaynaklanması demektir. Kısacası buna göre aklı yerine dini seçen kişi aydın olamaz. Aydınlanmak isteyen kişi aklını dinden koparması gerekir.

Tabi sadece vahiyden/dinden kopmak yetmez. Bu düşünce vahyin boşluğunu felsefe ile doldurarak felsefeyi kutsar. Buna göre insanın kendi adına doğru yargıda bulunabilmesi için felsefi değer bilgisiyle beslenmesi gerekmektedir. Çünkü felsefe eğitimi, kendi adına yargıda bulunmaya, olan bitenlerde mevcut bağlantıları kendi adına kavramaya ve her şeyden çok, her durumda insan onurunun tehlikede olduğu noktayı görebilmeye yardımcı bir eğitim olduğunu kabul edilir.

İşte demokrasinin koşulu olan aydınlanmanın temsilcisi aydın(lanan kişi) vahiyden kopmuş ve felsefeyi yeni bir vahiy kabul ederek ateist bir peygamber rolüne bürünmüştür. Bu sözde peygamberler de insanları demokrasi dinine davet etmektedirler.

Laiklik, Demokrasi ve İslam

“Demokratik İslam” mı, o da ne?

PDF İndir

Share Button

Bir cevap yazın